• Big Fish

    Big Fish

    ★★★★★

    Bir daha kendisiyle ne bu filmi ne de başka herhangi bir şeyi izleyemeyeceğim, paylaşamayacağım babama…
    ...................................................................................................................


    Hayat kadar büyük bir macera...
    Bir masalın, bir hayatın, masal kadar eşsiz bir hayatın ve hayat kadar eşsiz bir masalın filmi.

    William Bloom babası Edward Bloom’ un masallarıyla büyür. Şanslıdır, anlattıklarıyla hayal dünyasını zenginleştiren eşsiz bir babaya sahiptir. Yıllar geçer, babasının bütün masallarını öğrenir ve bir yetişkin olur.
    Ama hayatın sadece masallardan ibaret olmadığını nihayet anlayan William, gün gelir babasının bu masallar dışında gerçekte…

  • The Legend of 1900

    The Legend of 1900

    “Onunki gibi bir dost gerçek bir dosttur. Bir daha öylesi bulunmaz.
    Eğer denizden ayağınızı kesmeye karar verirseniz, ayaklarınızın altında daha katı bir şeyler olmasını isterseniz ve eğer öyleyse, bir daha çevrenizde Tanrıların müziğini duyamayacaksınız demektir.
    Ama onun da dediği gibi, anlatacak iyi bir hikayeniz varsa asla işiniz bitmemiştir. İyi bir hikâye bulmadıkça ve biri size anlatmadıkça bu işi gerçekten yapamazsınız. Sorun şu ki, kimse bu hikâyenin tek bir sözcüğüne bile inanmıyor.”


    "Nerede yaşadığın değil, ne için yaşadığın önemli."

    Hiçbir kara…

  • Microcosmos

    Microcosmos

    “Yuvasını kurtarmak için hep birlikte hareket eden bir medeniyeti sizce nasıl bir gelecek bekler? Bu karar bizi ele verecek, değiştirecektir." Jonathan Safran FOER


    Doksanlar sinemasında türü canlandıran ve kanımca, sonraki yaklaşık on yıllık periyodda benzerlerine de beyazperde yolu açarak Altın Palmiye dahil festivallerden ödülle dönen, Geleneksel Beyoğlu Sineması Yaz Şenliği' nde üstüste defalarca gösterilmiş ve ilk kez yine doksanlarda, Boyut Ev Sineması Vcd setinde keşfettiğim Claude Nuridsany&Marrie Perrennou imzalı bu yapım için döneminin efsane belgeselidir desem herhalde yanlış olmaz.

    İlginç…

  • The Woman

    The Woman

    İyi giyimli, görünürde iyi aile babası olan avukat Chris Cleek boş zamanlarında avlanmaya meraklıdır. Bir gün evine yakın bir arazide "medeniyetin son yerlisi" denebilecek genç bir kadın bulur. Yalnız bu kadınla Jodie Foster’ ın Nell’ i arasında biraz fark! vardır. Adamımız genç kadını “avlayıp” bahçedeki ahırda tıpkı çarmıha gerer gibi bağlar. Sonraki hedefi bu vahşiyi temizleyip eğiterek kendi yöntemleriyle modern toplumun bir bireyi haline getirmektir.

    Avustralya yapımı bu film kan gözyaşı ve vahşeti yerinde kullanması bir yana, sinemanın kötülerine müthiş…

  • Legend

    Legend

    Bir zamanlar efsanevi ormanda periler ve cinler, tek boynuzlu atlar ve ölümlüler birlikte yaşardı. Jack’ in görevi güzel prenses Lily’ yi kurtarıp karanlığın kötü prensine karşı savaşmaktı; kazanamazsa dünya sonsuz bir buz devrine sürüklenecekti.

    Vhs dönemi olarak da anılan seksenlerin Labyrinth, Dark Crystal ve The Neverending Story gibi arka arkaya çekilen fantastik yapımlarından, sevdiğim video filmlerdendir Legend. Bu tür filmlerle küçükken tanıştıysanız anılarınızdaki yeri de farklı oluyor.
    Yönetmen, Tangerine Dream imzalı ses kuşağı ve yoğun plastik makyaja rağmen Tim Curry'…

  • 3-Iron

    3-Iron

    "Hepimiz kilitlerimizi açacak kişiyi bekleyen birer boş eviz. "


    Özünde kendine ait hayatı olmayan, tatildeki insanların evlerini kullanarak hayatlarına bu yolla dahil olan modern bir göçebe erkekle yardıma ihtiyacı olan bir kadının yine böyle bir evde kesişen hayatlarının peşine düşüyor, Venedik Film Festivali' nden En iyi yönetmen ödüllü Bin-Jip.
    Bu dahlin karşılığını kaldığı evlerin bozuk aletlerini kendince onararak öderken yine böyle bir misafirlik ânında evde yalnız olmadığını fark eden genç adam kocası tarafından işkence görmüş bir kadınla karşılaşır, şaşkındır. Birbirinden…

  • The Red Balloon

    The Red Balloon

    " Balonu olan hiç kimse mutsuz olmaz."


    2. Dünya savaşı ertesinin yorgun Paris' inde bir çocuk kırmızı bir balonla arkadaşlık kurar; balonun sanki duyguları vardır, okulda, otobüste, kilisede, her yerde çocuğu takip eder. Sokakta birlikte oynar, balonu patlatmaya çalışan çocuklardan birlikte kaçarlar.

    Birkaç gün önce 23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramıydı. Böyle zamanlarda insan ister istemez geçmişe gidip çocukluğunun özel bayramlarını hatırlıyor. Mesela geçtim Toy Story' yi falan, artık böyle özel günlerde bile çocuklar Wonder Woman' la yatağa uğurlanıyor,…

  • Call Me by Your Name

    Call Me by Your Name

    "... Beklemediğimiz bir anda doğa ana bir katakulli çevirip en zayıf noktamızı bulur. Ama yanında olduğumu unutma. Şu an hiçbir şey hissetmek istemiyor olabilirsin, belki hiçbir zaman bir şey hissetmek istemeyeceksin.

    ...yaralarımız daha hızlı iyileşsin diye kendimizi hırpalayıp dururuz. Otuz yaşına geldiğimizde de çökmüş oluruz ve her başlangıcımızda, kendimizden sunacağımız daha az şey kalır. Ama kendini bir şey hissetmemek için zorlamak veya hiçbir şey hissetmemek çok büyük kayıp olur.

    Bir şey daha söyleyeceğim, şüpheleri ortadan kaldıracaktır; hayatını nasıl yaşayacağın seni…

  • District 9

    District 9

    Uzaylılar otuz yıl önce dünyayla ilk bağlantılarını kurarlar. Çoğu "Made in Hollywood" imzalı bilim kurgu filminde olduğu gibi insanlık onlardan bir saldırı veya teknolojik ilerleme beklerken aksine, gezegenlerinde hayatta kalan bu son uzaylılar mülteci olarak sığınmak için dünyaya göç edip insanlığın, haklarındaki kararını beklemeye başlarlar. Ama bu bekleyişten ziyâde bir entegrasyondur.

    Bugüne dek izlediğim tür filmlerinde uzay ve uzaylılar, genelde bilinmezlik duygusuyla keşfedilip insana özgü bir sömürgecilik anlayışıyla sahip olunmak istenen hem bir merak, hem de bir tehdit ögesi olarak…

  • Pontypool

    Pontypool

    “Sydney Briar yaşıyor…”


    Kanada’ da bu karda kışta Tanrının bile unuttuğu ücra bir kasabanın radyo istasyonundayız. Orta yaşlı karizmatik sesli Dj Grant Mazzy susmayı unutmuşcasına o kadar çok ve o kadar fazla konuşuyor ki sonunda takdir-i ilâhi devreye girerek birileri bu geveze adamdan bıkıp radyo istasyonuna dilin tüm virüslü kelimelerini yolluyor.

    “Gerçekten özgün fikri olan sıradışı bir gerilim” demiştim izlerken.
    O dönem biraz da bağımsız festival filmlerinden olup arada kaynadığı için kadri kıymeti bilinmeyenlerden olduğunu düşündüğüm yapım, tehdit unsuru olarak…

  • The Mystery of Picasso

    The Mystery of Picasso

    “ Picasso çizerken genellikle öyle yoğun ve temiz çalışır ki her çizgide resim yapma eylemini ve bunun ressama verdiği doyumu görürüz. Picasso resimlerinin bu denli meydan okuyan eserler oluşu işte bu yüzdendir. Guernica döneminde çizdiği ağlayan yüzler ya da Alman işgali döneminde yaptığı kurukafaların bile dünyaya bir tür meydan okuyuşları vardır.
    Başeğmek nedir bilmez onlar, resim yapma eylemi bir yenilgiye dönüşmüştür.” John Berger (Şiirin Saati, Adam Yayınları 1988)


    "Sarhoş kayık şiirini yazarken Rimbaud' nun zihninde neler gerçekleştiğini bilmek için neler…

  • D.O.A.

    D.O.A.

    "Bir cinayete kurban gittim..."


    Davetli olduğu kokteylde içtiği bir kadeh içki sonrası zehirlenerek kendisine vaktinin giderek azaldığı, en çok ertesi sabaha dek yaşayabileceği söylenen ve bu kısıtlı sürede umutsuzca kendi katilini bulmaya çalışan talihsiz bir adamın hikâyesidir D.O.A. Talihsiz başkahramanın işi, her kara filmde olduğu gibi yine zordur.

    Sinema tarihinde "yürüyen ölü" metaforunu ilk işleyen örneklerden sayılan filmin açılışıyla ilk dakikalarda kahramanını koridorda çaresizce yürürken gösteren sahneleri ve bol gölgeli dışavurumcu atmosferi ilk izlediğimde beni özellikle etkilemiş, yıllar sonra yeniden…