Favorite films

Don’t forget to select your favorite films!

Recent activity

All

Recent reviews

More
  • Girl

    Girl

    ''Hiç bir şekilde özgürlüklerin kısıtlanmadığı bir ülkede yaşasan dahi kendin olamadığın sürece gerçekten özgür değilsindir. Yönetmen Lukas Dhont’un Cannes’ın Queer Palm ve Un Certain Regard bölümlerinde ödüllere doymayan filmi Girl de bu konu hakkında bize bir şeyler söylüyor. Girl; kendi içine hapsolmuş olan ve özgürleşmek için görünmez çığlıklar atan bir gencin hikayesi.''

    Hürrem Celil Erdoğan'ın kaleminden:

    www.birdunyafilm.co/girl/

  • Suspiria

    Suspiria

    ''Korku sinemasının başyapıtlarından ve giallo klasiklerinden biri olarak sayılan Suspiria, 2017'ye damga vuran yönetmenlerden biri olan Luca Guadagnino tarafından yeniden uyarlanmış haliyle karşımızda. Yönetmenin Call Me By Your Name’den sonra böyle bir korku klasiğini yeniden uyarlaması beklenmedik ancak şahane bir değişiklik olmuş. Yeni Suspiria, Dario Argento’nun kült filminin modern ve çılgınca bir yorumu. Ancak bu 'Suspiria' bir yeniden çevrim olmaktan çok Argento’nun filminin uzaktan akrabası gibi adeta. Guadagnino, merkezine Dakota Johnson ve Tilda Swinton’ı aldığı filminde kendine has bir 'iç çekiş' tablosu yaratmayı başarmış.''

    Sesil Yersu Uncu'nun kaleminden:

    www.birdunyafilm.co/suspiria-2018/

Popular reviews

More
  • Mean Streets

    Mean Streets

    ''Yönetmenin Robert De Niro ile ortaklığının ilk filmi olan yapım, 4 İtalyan kökenli arkadaşın New York sokaklarında hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Sinema seyircilerinin çoğunluğu tarafından varlığından bile haberi olunmayan, izleyenlerin ise büyük filmleri arasında görmediği film, Scorsese’nin 'mühim' filmlerinin ilki olarak nitelendirilmeyi hak ediyor.''

    Tuncay Uravelli'nin kaleminden:

    www.birdunyafilm.co/mean-streets/

  • La Dolce Vita

    La Dolce Vita

    ''La Dolce Vita, sefaleti kabuk değiştirmiş fakat özünde öncekinden farksız yeni bir dönemin şaşaalı ilanıdır. Er ya da geç her şey bir gün çökecektir. Bu nedenle Fellini için hayat tüm tatlarıyla sonuna kadar yaşanmalıdır, nasıl yaşanması gerektiği çok da önemli değildir. O, Nietzsche’yi andıran bir cüretle hayatı olumlar. Cesareti sadece filminin kurgusal sınırları içinde ortaya çıkmaz, şatodaki sahnelerde gerçek aristokratlara uşak ve garson rolleri vererek veya karşılaştığı sansürü devletin parasını ödediği bir reklam biçimi olarak değerlendirerek kamera arkasında da gözüpekliğini…