Favorite films

Recent activity

All

Recent reviews

More
  • Persepolis

    Persepolis

    bu filmi kitap okuma ve film izleme grubumuzla beraber izleyip tartıştık. en çok dikkatimi çeken şey iran devrimi'nin amerika'daki ronald reagan ve ingiltere'deki margaret thatcher yönetimlerine rastlaması. bu gerizekalı insanlar kadın haklarına aykırı yasalar çıkarttıkları için iran da bu dünya atmosferinden etkilenip kendilerince şeriatımsı bir vibe yakalamaya çalışıyorlar. ama barbaros şansal ne demiş, şeriat insan inisiyatifine bırakılırsa at'ı gider şer'i kalır. bu yüzden de insana bırakılacak konular değil bunlar. kadınları rahat bırakın hadi bb

  • Poetry

    Poetry

    kitap okuma ve film izleme grubuma ocak ayı için seçtiğim film "poetry" olmuştu.

    poetry, hem şiirle ilgilenenler hem uzakdoğu kültürünü yakından görmek isteyenler hem de kadın haklarının ataerkillikle nasıl yok edildiğini görmek açısından çok yerinde bir film tercihi olacaktır.

    baş karakter olan mija'nın şiir eğitimiyle birlikte bakmaktan görme seviyesine erişip kelimeleri unutmaya doğru değil onları anlamlı bir bütün oluşturmaya doğru ilerlemesi ve filmin başındaki tecavüz edilen kızın halinden anlamak için onun yerine kendisini koyması gibi noktalar çok değerliydi. şiir insana…

Popular reviews

More
  • It's a Wonderful Life

    It's a Wonderful Life

    ben mi ağlak biriyim bilmiyorum ama bu filmdeki george'un "keşke hiç doğmasaydım" cümlesini söyledikten sonraki sahneler benim gözlerimde bir şelale efekti oluşmasına yol açtı ve kendimin de hayatında ara sıra "keşke hiç doğmasaydım"larının değişip "iyi ki varsın lan oğuz" cümlesini eklememi sağladı. ayrıca günde 5 dakikalığına gelip giden "hayat ne kadar süper lan" hissiyle 1435 dakikalığına devam eden "neden yaşıyoruz ki gerçekten" sorgulaması ölümüne kapıştığı için bu filmi çok değerli buldum, eyyorlamam bu kadar

  • The Truman Show

    The Truman Show

    oyunlarla yaşayanlar kitabında oğuz atay'ın dediği gibi: "Artık hayatımın yarısını yaşıyorum, yarısını oynuyorum."

    truman da hayatının yarısını yaşayan, yarısını da oynayan biriydi işte. ama o, tamamını yaşamak istiyordu. biz de onun gibi olmalıyız sanki... eğer tamamını oynayacaksak bize verilen rollere itaat etmek gerekir ama eğer ki tamamını yaşamayı seçeceksek rolleri biz seçebiliriz o zaman. rolümüzü kendimiz seçenlerden olalım.