Favorite films

Don’t forget to select your favorite films!

Recent activity

All

Recent reviews

More
  • In The Heights

    In The Heights

    ★★★½

    2008 yılının hit Broadway müzikalinin sinema uyarlaması, 1960’lardan itibaren New York’un Washington Heights mahallesinde baskın topluluk hâline gelen Latinx cemaatinin, mahallede yaşanan gentrifikasyon sırasında hayallerinin peşinden koşan farklı kuşak ve kimliklerden üyeleri aracılığıyla topluluğun ayakta kalma mücadelesini aktarıyor. Latin Amerikalıların temsilinde yarattığı cümbüşle hayranlık uyandıran film, aynı cazibede kişisel hikâyeler ve karakterler ortaya koyamadığından toplu sahnelerde yarattığı büyülü atmosferi çoğunlukla “mahallesinin” dışına taşıramıyor.

    In the Heights bir kutsal kitap olsaydı ilk cümleleri “Önce söz vardı. Söz Latin Amerikalılarla birlikteydi ve…

  • Never Gonna Snow Again

    Never Gonna Snow Again

    ★★★

    93. Akademi Ödülleri’nin En İyi Uluslararası Film dalında Polonya’yı temsil eden Bir Daha Asla Kar Yağmayacak – Sniegu juz nigdy nie bedzie; izole, korunaklı ve konforlu bir sitenin çaresiz, amaçtan yoksun ve içlerindeki boşluk hissiyle boğuşan orta sınıf mensubu sakinlerince arzu nesnesi ve kurtarıcı hâline dönüştürülen, annesini Çernobil felaketinden sonra kaybetmiş, Pripyat doğumlu bir göçmen olan Zenia’nın büyülü hikâyesine odaklanıyor. Dünya prömiyerini geçtiğimiz yıl Venedik Film Festivali’nde yapan filmin yönetmen koltuğunda The Other Lamb, Mug, Body ve In The Name…

Popular reviews

More
  • Ghosts

    Ghosts

    Filmi yabancı sinemaseverler izlerse Türkiye’nin politik atmosferine dair önemli bir izlenim elde edebilirler. Azra Deniz Okyay’ın ülkeye dair tespitleri çok kıymetli ama ele alış biçimi konusunda maalesef aynı şeyleri söyleyemem. Politik yaklaşımı dışında Hayaletler’in sinema filmi olarak bir kıymeti olduğunu düşünmüyorum. Görüşüme uygun bir hikayesinin olması da filmi beğenmeme ya da ona şefkatli davranmama yetmiyor çünkü filmin hitap ettiği izleyicisini küçümsediğini ve kolaya kaçtığını düşünüyorum. 

    Film kamera kullanımından renklerine, senaryosundan oyunculuklarına her bir tercihi ile Türkiye’nin sorunlarını seyircisinin üstüne devasa…

  • You Know Him

    You Know Him

    Gerçekliğin kendisi absürdün uçlarında gezinirken Kesal’ın demode ve naif deneyimleri içinde bulunduğumuz boktan atmosferin taşlaması için çok yetersiz kalıyor. Mesafeli anlatım yerine ilişkileri ve çatışmaları derinleştirebilen bir aktarım görebilsek bu yarı-otobiyografik hikaye daha ilgi çekici hale gelebilirdi belki.