• The Ballad of Narayama

    The Ballad of Narayama

    ★★★½

    İzlemesi zor ve rahatsız edici sahneleri olsa da sık sık ekrana gelen belgeselimsi doğal görüntüler filmdeki vahşiliği ve sertliği bir miktar azaltıyor; Ama yine de insani duyguları kuvvetli birisini rahatlıkla alt üst edebilecek, sarsıcı bir film.

  • The Official Story

    The Official Story

    ★★★★★

    Politik sinemanın izlediğim en iyi iki üç örneğinden birisi olabilir bu film. İzlerken aklıma direkt bizim Cumartesi Annelerimiz geldi.
    Arjantin’den Türkiye’ye fark etmiyor zaten, devletin tehlikeli bulduğu her toplumsal aykırılar aynı kaderi paylaşıyor sistemde.  Filmdeki en büyük ustalık bunu ajitasyona ve gösterişli sahnelere ihtiyaç duymadan tüm çıplaklığıyla anlatabilmiş olması. 

  • Bir Avuç Cennet

    Bir Avuç Cennet

    ★★★½

    Toplumcu Tarık Akan filmleri arasında hak ettiği yeri bulamamış filmlerden birisi. 


    “Bir Avuç Cennet” ismi de izledikten sonra çok daha anlamlı geliyor.

  • Rumble Fish

    Rumble Fish

    ★★★½

    Bir Coppola klasiği. Başından sonuna kadar lezzetli diyaloglar doyurucu görsellikler (ki Coppola bu filmi renkli çekebilecekken siyah beyaz çekmeyi tercih etmiş) En iyisi değil ama iyi filmlerinden birisi. 

    Bu arada filmdeki en büyük başrol de bizzat zamanın kendisi sanırım.

  • Life Is a Bed of Roses

    Life Is a Bed of Roses

    ★★★½

    Müzikalimsi komedi bir miktar melodram üzerine bir tutam da fantezi öğesi serptik mi filmimiz tamamdır

  • The Worst Person in the World

    The Worst Person in the World

    ★★★★★

    “Sesin hep kafamda, hâlâ çok güzel sohbet ediyoruz.”

  • Local Hero

    Local Hero

    ★★★½

    Müziğinin bilinirliği filmin kendisinden fazla olan, aradığım kaliteli mizahı bulduğum gayet mütevazi ve kaliteli bir film. (80’lere özgü saçma Sovyet yergisi dışında)

  • Frogs

    Frogs

    ★★★½

    Toplumun kadına bakışı ve kadının cinsel bastırılmışlığı, dönem sinemasının tüm kusurlarına rağmen başarılı sayılabilecek bir şekilde anlatılmış.
    Hülya Koçyiğit’in oyunculuğunu pek beğenen birisi değilim ama bu filmde kariyer zirvesi yapmış, kendini aşmış.

  • Paris, Texas

    Paris, Texas

    ★★★★

    Travis’in Jane ile konuştuğu o aynalı kabin sahnesi her izleyişimde aynı dokunaklı etkiyi bırakıyor. Tüm film izleyiciyi sadece bu sahneye hazırlamak için çekilmiş sanki. 

    Dean Stanton’un harika oyunculuğu, filmin son bölümüne kadar pek görmesek de Nastassja Kinski’nin güzelliği ve hepsinden önemlisi muhteşem görselliğiyle tekrar tekrar izlenebilecek bir film.

  • Identification of a Woman

    Identification of a Woman

    ★★★

    Filmden sonra başka fotoğraflarına da baktım Daniela Silverio, Gülşen Bubikoğlu’na inanılmaz benziyor

  • Ragtime

    Ragtime

    ★★★★

    Başlarda epey bir sıkıcı başlayıp ortalara doğru kendini toparlayıp son bölümlerde ise soluksuz izlediğim bir filmdi. Final sahnesi pek tatmin etmeyip biraz klişe geldi ama olsun. Kurumsal ırkçılık hakkında izlenebilecek gayet güzel bir film. 

    Bir de başta Evelyn olmak üzere bazı karakterin ne işe yaradığını hiç anlayamadım. Romana sadık kalmak için yan hikayelere ucundan değilinilmek istenmiştir belki de bilmiyorum.

  • The Cure

    The Cure

    ★★★

    Filmin başında dolmuşçunun askerliğimi Mamak’ta yaptım, Samsun yollarını çok iyi bilirim demesi ve film müziğinin Mamak Türküsü olması.

    “Şirin mi şirin gecekondu evleri,
    Samsun asfaltında otomobiller,
    Ne güzeldir yollarda olmak şimdi.”